sevgiliyle aygi gun dogmak

çok özel geçecek doğum günleri demektir..

resmi selulit aciklamasi

(haber doğru kabul edilerek yapılan bir yorum)

belediye başkanı görmüş olabilir, zira birçok insanınkini de biz görüyoruz. ama bu çok sıradan bir durum değilse, bunu başkalrına anlatırsınız. yani siz gördünüz, başkaları görmedi.

iyi de be adam, ne bok yemeye bize anlatıyon?

denizin selüliti yok. hayatımızda ne değişti? hangi derdimiz çözüldü. hangi kişisel ihtiyacım giderildi? bu gerçek deniz sekiyi etkiledi mi ki beni etkilesin?
ayrıca bunu belediye kimliği, ile yapmak, ne kadar etik?

belediyecilik, yani siyaset magazinleşiyor mu?
televole kültürü zaten heryerimize girmişti.. şimdi de siyasetimize girdi..
gerçi populizm dediğmiz şey zaten bu kültürdendi..

siyaset darbeyi, darbe depolitize gençliği, depolitize gençlik televole kültürünü, ve televole kültürü, yeni şova yönelik siyaset anlayışını doğurmuş..

ne acı ki başladığı yere dönmüş.. ama çok daha geriden...

beklenen gun gelecekse cekilen cile kutsaldir

çekilen çilenin kutsal olup olmadigini bilemeyeceginiz durum..
oysa ki, çile hep kutsaldir..
umut kutsaldir..

gayet pragmatist bir ifadedir. boştur.

halktan biri sorunsali

halktan biri olarak, halktan oy isteme durumu.
bir nevi, halkı mal yerine koyma..

bugün 3 temmuz.
22 temmuzda seçimler..
daha şenlik havasl başlamamıs..

halen en büyük parti kararsizlar. . ki ben de bunlardan biri..
kocaman bir seçim baraji.. insanlar "oyum heba olmasin" diyerek belirli partilere yönlendirildigi halde, meclis disinda kalacak milyonlarca secmen..

"bagimsiz aday sana ne verebilecek" diyerek temsili demokrasiye hiçe sayan bir basbakan. mealini verelim: "mesela ayni adam benden aday olsa ve secilse, sana birseyler verebilirdi, ama o tek basina birsey yapamaz." yani diyor ki, ben izin verirsem olur. yani, bir kişinin milletvekili olmasi, temsili demokrasi acısından birsey ifade etmez. ben ülke yönetirken benim tarafimi kayirabilirim. ve bunu açıktan da söyleyebilirim.

birisi meydandan asagı ip fırlatıyor. al apoyu as diye.

bi tanesi, "ülkeyi düzeltmezsem serefsizim" diyor. insanin bilmedigimiz birsey söyle diyesi geliyor. söz konusu insan, 350 üniversite açıp, yılda 1 milyona yakin mezun verecegini iddaa ediyor. "peki istihdam?" diyince.. o kadar know-how im olsun diyor. söyleyemem.. korkunç..

başka bi tanesi bir korku pazarlıyor allah muhafahaza.. laiklik gitti gidiyor.. açık artırma gibi. ne korku pazarlanırmış. antivirus şirketi gibi mübarek. önce korku pazarlıyor, sonra sözde çözümü.

yani populizmin bini bir para..

aslında biraz daha derinlere inerseniz, hani şu halka gösterilen yüzün daha derinine..

akp politikalarında çok bir değişiklik öngörmüyor.
chp ise akp politikalarında bir değişiklik öngörmüyor.
mhp, apo bir tarafa, "abd ile stratejik ortaklıgın geliştirilmesi" diyor. bakın abd siz düsmanligina.
gp, patentini almıs mübarek vaatlerin. açıklamıyor bile..
para basarim, ev kadınlarinin bileziklerini satarim diyenleri saymadim daha..

yani işin özü, hiçbir parti başka birsey vaadetmiyor. kola gibiler; özü aynı, gazı farkli..

evet, bu kadar tasvir yeterli galiba..

şimdi zor olan kısım, halka baglayalım konuyu.
birçok gelişen ülke gibi, bu ülkede de "alt kesim" dediğimiz insan türü fazla. haliyle partiler bu kesimleri hedef aliyor. ben sizden biriyim mesaji vermek istiyorlar.
rte çocukken çalışmasıyla, deniz simit satmasiyla övünüyor. hatta "hayatinda 2 koyun gütmemiş insanlar" vardi bi de.. suçmuş gibi..

halk için siyaset olunca..
seviye düşüyor mesela. halktan gerçekleri saklamak kolay. çünkü olaylari basitçe alıyor. karnı aç, demokrasi aramıyor, para aliyor. brezilya %10 ile borçlanirken, türkiyenin %18 ile borçlanmasi koymuyor ona. torunlarinin gelecek nesillere birakacak birseyi olmamasi koymuyor ona. çünkü bilmiyor.

mesela küfür etmeniz hoşuna gidiyor. bizden biri diyor.
mesela, deniz bey gibi, kameralarin konumlandirildigi yerlerde cumaya gidersiniz. mitinge "bismillah" diye baslarsiniz.
mesela, tayyip bey gibi, bir cumhurbaskani secmedeki beceriksiz tavrinizi, "bize sectirmediler" diyerek, lehinize cevirirsiniz. halka mazlum rolu yapip aglarsiniz.
ya da, "allahsizlar, dinazorlar!" dersiniz.
halk bunu seviyor.

herhangi bir alanda böyledir.
mesela, ibrahim tatlises vardir. entellektüel olarak tam bir kazma olmasina ragmen, hep ekranlardadir.
halk bunu seviyor. ankaralı namık gibi, ismail yk gibi.

içi boş magazin programlarindan, show habere dönersiniz. halk bunu seviyor.

bisey halk için olunca böyle oluyor demek ki..
ta başa döndük. tanzimata..
"halk için sanat mi, sanat için sanat mi?"

bir de diger taraftan bakalim. atatürkü hatirlayalim. hiç bir zaman halkın giyinemeyecegi kadar şık giyinmiş. özel dikim elbiseler.
saç baş duruş..
kullanılan özenli türkçe..

atatürk hiç bir zaman halktan olmadi, alışkanliklari ile. ama halkını tanıdı, saydı, sevdi, ve onu ileriye götürdü.
şimdikiler ise, sevmedi, saymadi, tanimadi. ama halktanlar..

bu moda adnan menderes zamaninda basliyor. "ben halktanim" mesajlari, giyiniş, konusma ve davranislarla.
en çok o zaman para ediyor. lakin, bu tepkinin olusmasini sistem düsüncesiyle, ya da etkiye tepkiyle bakinca çok normal karsiliyor insan.
zamanın cumhuriyet manseti:
"halk plajlara dolustu, vatandas denize giremiyor" yani vatandas üst, halk alt kesim..

zaman geciyor, darbeler, muhtıralar.. sonra süleymen demireller, turgut özallar, mesut yılmazlar,.. bana göre türk halkının demokrasi günahlari..

ama birsey eksik kaliyor. sınıfsal anlmada burjuvanin bir partisi yok.
bunu kötü anlamda söylemiyorum, ama halkın önünde gidecek ve yön verebilecek bir parti yok.
birçok yerde sebepleri arastirilabilir. seçim baraji olabilir mesela, ya da toplumun dinamikleri, ya da darbeler, ya da kültür.
ama durum bu.

peki nedir bu halk?
ben halktan miyim?
gayet halktanim. dolmusa biniyorum, tabldot yemek yiyorum, uyuyorum, sabah erken kalkiyorum filan.
ama halkla aynı düşünmüyorum. onlardan daha komplike ilişkiler kurabiliyorum, bir noktaya kadar. ama çok basit de kaliyorum halen, belki bu yazida oldugu gibi, ve benim halen idrak edemedigim gibi.

ama varmak istedigim nokta, "nedir bu halk?" sorusuna "nasil düsünüyor?"la cavap veriyorum. genelde daha basit düşünenin halk oldugunu kabul ediyorum. ve gercek karar alici olanlarin da, demokrasilerde, nitel cogunluk sebebiyle onlar oldugunu.

peki, bu durumda, siyasetin, sanatin, sporun geldigi nokta için halki suclayabilir miyiz?
işte bu zor bir soru lakin cevabim hayir. klasik bir sekilde atatürk diyorum gene..
ve "halka ragmen halk için"..

o halde ne olmali?
işte en zor soru bu, ve bu noktada, yazimin en temelsiz kısmı oluyor, birçok eleştirel yazi gibi, çözümüm zayif kaliyor.

ilk olarak şu "halk için" mantigindan kurtulmak gerekir. bu uzun vadede olacak birseydir. belki kendimizi halktan soyutlamaktan kurtarmak gerekir. alışkanliklar ve yaşam biçimi dahilinde, halkın bir parçası oldugumuzu kabullenmek, daha sorgulayici ve temelli ögrendiklerimizi ve öğreneceklerimizi halka, ondan soyutlanmadan, sabirla ve ikna edici biçimde anlatmak gerekir.

kısa vadede, popülizme cavabimizi, baraji dikkate almadan, oy vererek, biz de variz diyerek gösterebilmek gerekir. ve o zaman meclis dışında kalan milyonlarla, belki, seçim baraji, demokrasi baraji nispeten degisebilir. .

ve gelmek istedigimiz nokta, siyasetin de kendi amaçlarini içinde tasimasi olacaktir, sanat gibi mesela..
fotograf birseyi gelistirmek zorunda degildir, amaci kendisidir zaten gibi.

yani siyaset, hükmetme araci olarak degil, basli basina amaç olarak görüldügü zaman ancak, etik degerlerine ve kendi mekanizmasina kavusabilir.

secim

<bkz: halktan biri sorunsalı>

baris akarsu

hakkında girilen 83 entryden, 74'ü dünden sonra, 9'u daha önce girilen şarkıcı.

yani neymiş, birisi ölmek üzereyse ya da öldüyse ilgimizi çekermiş...

sevgilisinden daha yakisikli birini buldugu halde sevgilisini aldatmayan kadin

daha yakişikli..-- ney göre kime göre?
ayriyaten, sevgili aranirken belirlenen parametreler nelerdir?-- kaç tanesi yakışıklılık üzerinedir?
başka birini bulmak ne demektir?
ilişkiye başlamaksa, olmayan ergi, kendinle çelişme vardır başlıkta.
eğer sevgili olmamaksa, sevgili olacakları kesin midir?

velhasılı kelam, biçimsel olarak anlatım bozuklukları ile,
anlamsal olarak ise, çok içi boş bir fikir yürütmedir.

death proof filminin sinemada da sansurlenmesi

alıştığımız lakin, unutmaya başladıgımız yasakçı zihniyetin son ürünü.

filmin bazi sahneleri kesilmiştir.
bi de utanmadan,
this movie is restricted diyebilmişler.

soru şu:
filme 18 yaşından küçükler girebiliyor mu?
hayır.

filmde şiddet içerir uyarısı var mı?
evet

filmde cinsellik içeriri uyarısı var mı?
evet

buna para verdik mi?
evet

peki para verirken bunları biliyor muyduk?
evet

sansür filmin özgün içeriğine zarar verir mi?
evet

peki, sansür kötü boktan birşey, biz de ne izleyeceğimizi bilerek gittik, yani bunlari göze aldık, hatta istedik.

o halde, bizi koyun yerine koyup, ayıp burasi diyen, ve bizi mahrum bırakan, ahlak polisi ruhlu zeki şahsiyetler kimler?

sinemaya sansür de ne demek oluyor?

haddinizi aştınız...

her seyi herkesi satin alabilecegini dusunenlerin her seyi de satiliktir

bahsedilenlerden birtek tuncay kadrodadir. o da para için değil avrupa için gitmiştir.

sozlugun bilgi vermekten aciz olmasi

sözlüğün misyonu nedir vizyonu nedir ki bilgi versin?
bilgi için:
<bkz: wikipedia>

canakkale savasi ni dunyanin en buyuk zaferi sanmak

<bkz: neye göre kime göre?>

kimseye saygisizlik etmek istemem ama, ölmek bir erdem midir?
peki enver paşa hakli çıksaydi, almanya galip gelseydi, bu kadar şehiti dünyanini başka bir ülkesi vermeyecek miydi?

misafirlikte tuvalete gitmek

eger iftar yemegiyse, sizden sonra da baskalari gidecektir. lakin, siz cikar cikmaz baskasi girdiginde alacagi kokuyu düsünerek ne kadar yediginize lanet edersiniz.

tatile giderken ampulu sondurmeyi unutmayin

statükoculugun bu kadari dedirten cümle..

akpye oy verenler tatile gidemiyo, ama chpye verenler gidebiliyo..
o yüzden tatil chpye koyar, giderayak bir de oy verin. yoksa akpliler zaten tatil neylerine..

anlamindaki cümle..

gomlek dugmelerinin arasindan memesi gorunen kiz

<bkz: fantezik başlıklar>

kendini bill gates sanan bilgisayar muhendisi

<bkz: in a world without walls and fences who needs windows and gates>

city of angels

<bkz: city of the gods>

eksi oylarinizi bekliyorum demagojisi

bir yazarin, genel düşünceye aykiri entry girdikten sonra,
basin eksileri diyerek güya bir yerler laf dokundurma çabasi.
bu sayede eksi oy almayacagini, ya da bunun onemli olmadigini vurgular kendince.
ama her dakika aldigi oylari kontrol etmistir aslinda, hatta onem vermektedir bile. yoksa entrynin akisini bozacak sekilde, bu demagojiyi yapmaz.

eksicarpieksi arti

her bir entrysine ortalama 2 + oy alan insan. (26/13) . henüz eksi oyu yok. istatistik açıdan adam sanilan yazar.

edit:
arkadasin iddasina göre 51/25 olmuş. 2 yi de gecti adam sanilan yazar.

aureliano

aurelio + luciano = aureliano
belki de fenerbahçerlidir yazarimiz.

turbanin kamusal alanda yasak olusu

<bkz: ne kamusal alani ulan
allah her yerde
>

mhp ve ülkü ocaklarinin bir ara başlattigi afiş kampanyasidir. siyaset, farkli türlü işlemektedir. mesela bir insana karısı kapali olmadigi için atama verilmiyor. bu baglamda kimse aksini iddaa etmesin, türban bir simgedir. lakin simge haline getirilmesi hos olmamistir. hem kendileri, hem karsitlari acisindan.

ve bilinedir ki, yasakçı zihniyetle hiçbir sorun çözülmemiştir. hata, türbanli kesimi eğitimin ve kamunun dışına iterek, kendi cemaatleri, okullari, marketleri kuruklmakta,türkiyedeki insanlar istenmeyen bir uçuruma dogru sürüklenmektedir.

ya dincisin, ya dinsiz. sanirim bu da 3 kuruş oy ugruna, din sömürüsü ve laiklik sömürüsü yapanlarin, ülkemi ne hale getirdigi gercegini gosterir.